İçeriğe geç
Denizli Panorama

Merakın gündelik hayattaki karşılığı

İlişkiler

Arkadaşlıkta mesafe ayarı: yakınlık neden sıklıkla ölçülmez

Arkadaşlıkta uzaklaşmak her zaman kopmak anlamına gelmez. Mesafeyi doğru ayarlamanın ve bağı yormadan sürdürmenin yolları.

Nehir Tanyel 4 dk

Arkadaşlık, hayatımızda seçme özgürlüğüne sahip olduğumuz nadir bağlardan biridir. Aileyi seçmeyiz, iş arkadaşlarımızı çoğu zaman biz belirlemeyiz; ama arkadaşlarımızı kendimiz seçeriz. Tam da bu yüzden arkadaşlıkta yaşanan mesafe sorunları insanı fazlasıyla yorar. Kimi zaman çok yaklaşıp boğuluruz, kimi zaman uzaklaşıp yalnızlaşırız. Oysa sağlıklı bir arkadaşlık, sabit bir mesafede duran değil, ihtiyaca göre nefes alıp veren bir ilişkidir.

Mesafe kelimesi kulağa soğuk gelir. Sanki uzaklaşmak, sevgiyi azaltmak gibi anlaşılır. Halbuki mesafe, iki insanın birbirine dokunmadan da var olabilmesine izin veren alandır. O alan olmadığında ilişki bir süre sonra yükümlülüğe dönüşür; her mesaj bir borç, her buluşma bir zorunluluk hâlini alır. İnsanlar birbirine yaklaşırken çoğu zaman ne kadar yaklaştıklarını fark etmezler, uzaklaşma isteği doğduğunda ise bunu suçluluk duygusuyla bastırırlar.

Yakınlık her zaman sıklık demek değil

Arkadaşlığın kalitesini ölçmek için en sık kullanılan yanlış ölçüt görüşme sıklığıdır. Haftada üç kez buluşulan bir arkadaşlık her zaman yılda iki kez görüşülen bir arkadaşlıktan derin değildir. Bazı bağlar seyrek fakat yoğun beslenir. Aylardır konuşmadığınız birine bir cümle yazdığınızda kaldığınız yerden devam edebiliyorsanız, orada zaten güçlü bir zemin vardır.

Sıklığı ölçüt yapmanın en büyük zararı, suçluluk üretmesidir. Aramadığı için kendini kötü hisseden insan, aramayı daha da erteler; erteledikçe utanç büyür ve sonunda bağ, kimse istemediği hâlde kopar. Oysa arkadaşlığa dair beklentiler açıkça konuşulduğunda bu döngü kırılır. "Ben yazışmakta iyi değilim ama seni unutmuyorum" cümlesi, aylarca sürecek bir yanlış anlaşılmayı önleyebilir.

Mesafe ayarını bozan üç alışkanlık

Birincisi, her şeyi paylaşma zorunluluğudur. Yakın arkadaşlığın tanımı, hiçbir sırrın kalmaması değildir. Kendine ait bir iç dünyası olmayan insan, ilişkide de kendisi olamaz. İkincisi, arkadaşı tek destek kaynağı hâline getirmektir. Bir kişiden aynı anda terapist, danışman, eğlence arkadaşı ve aile olmasını beklemek, o kişiye taşıyamayacağı bir yük bindirir. Üçüncüsü ise, kırgınlıkları biriktirip sessizce not almaktır. Söylenmeyen her kırgınlık, ilerideki bir tartışmada faiziyle geri döner.

Bu alışkanlıkların ortak noktası, konuşulmamış varsayımlardır. İnsanlar birbirlerinin kafasındaki arkadaşlık tanımını bildiklerini sanır. Oysa biri için arkadaşlık her gün mesajlaşmaksa, diğeri için zor gününde kapıda bitmektir. İki tanım da geçerlidir; sorun, ikisinin de dile getirilmemesinden çıkar.

Uzaklaşmak ile kopmak arasındaki fark

Hayatın bazı dönemleri arkadaşlıklara daha az yer bırakır. Yeni bir işe başlamak, bir yakını kaybetmek, hastalık, ebeveynlik, taşınmak; bunların hepsi insanın enerjisini içeriye çeker. Böyle dönemlerde uzaklaşmak ihanet değildir. Fakat uzaklaşırken haber vermek, kopmayı önler. "Şu ara kendimi toparlamam gerekiyor, bir süre sessiz kalabilirim" demek, karşı tarafı belirsizlikten kurtarır. Belirsizlik, arkadaşlıkları mesafeden çok daha hızlı yıpratır.

Bazı arkadaşlıkların ise doğal ömrü dolmuştur. Aynı sırayı paylaştığınız için, aynı mahallede oturduğunuz için ya da aynı ekipte çalıştığınız için kurulan bağlar, koşullar değişince zayıflayabilir. Bunu bir başarısızlık gibi görmek gereksiz bir yüktür. O arkadaşlık, gerektiği dönemde işini yapmıştır.

Ayarı yeniden bulmak için pratik adımlar

Kendinize dürüst bir soru sorarak başlayın: Bu kişiyle görüştükten sonra kendimi nasıl hissediyorum? Yanıt tutarlı biçimde yorgunluk ve huzursuzluksa, mesafeyi biraz açmak gerekir. Yanıt hafiflik ve canlanmaysa, o bağa daha çok yatırım yapmaya değer.

İkinci adım, hayır demeyi küçük ölçekte denemektir. Her davete katılmak zorunda olmadığınızı gördüğünüzde, katıldığınız davetlerin tadı değişir. Üçüncü adım, kırgınlıkları taze tüketmektir; bir şey canınızı yaktığında bir hafta içinde söylemek, aylar sonra patlamaktan çok daha kolaydır.

Son olarak, arkadaşlığın da bakım istediğini kabul edin. Bakım, sürekli temas değil; niyetli temas demektir. Aklınıza geldiğinde kısa bir mesaj, doğum gününde iki cümle, zor bir haber duyduğunuzda bir telefon. Mesafe ayarı, uzaklaşmayı öğrenmek kadar doğru anda yaklaşmayı da bilmektir. İkisini birden yapabilen ilişkiler, yıllara dayanır.

Arkadaşlıkta mesafeyi konuşurken sık atlanan bir nokta da hayat evrelerinin farklı hızlarda ilerlemesidir. Aynı yıl mezun olan iki kişiden biri evlenip çocuk sahibi olurken diğeri yurt dışında yeni bir işe başlayabilir. Gündemler ayrıştığında sohbetin kendiliğinden akmaması, sevginin azaldığı anlamına gelmez; yalnızca ortak zeminin küçüldüğü anlamına gelir. Böyle dönemlerde ortak zemini zorlamak yerine yeni bir tane kurmak gerekir: birlikte yürünen bir rota, aynı anda okunan bir kitap, ayda bir tekrarlanan kısa bir görüşme.

Bir diğer önemli mesele, arkadaşlıkta karşılıklılığın zaman içinde dengelenmesidir. Kısa vadede bakıldığında hemen her arkadaşlık dengesiz görünür; bir dönem biri daha çok verir, başka bir dönem diğeri. Sorun, dengesizliğin yıllarca aynı yönde sabitlenmesidir. Sürekli arayan, sürekli dinleyen, sürekli programı ayarlayan taraf olduğunuzu fark ediyorsanız, bunu sitem etmeden dile getirmek en sağlıklı yoldur. Söylenmediği sürece karşı taraf çoğu zaman bunun farkında bile değildir.

Son olarak, arkadaşlıkların da farklı işlevleri olduğunu kabul etmek rahatlatıcıdır. Kimiyle derdinizi konuşursunuz, kimiyle sadece gülersiniz, kimiyle işinizi konuşursunuz. Herkesten her şeyi beklemediğinizde, kimse sizi hayal kırıklığına uğratmaz ve mesafe kendiliğinden doğru yere oturur.